Anayasa Mahkemesi, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrasının iptaline karar verdi.
  • 26.03.2026

Anayasa Mahkemesi, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrasının iptaline karar verdi.

Anayasa Mahkemesi, "asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı halinde, işe iade talebiyle arabuluculuğa başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmalarını ve iradelerinin birbirine uygun olması" şartını arayan; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrasının iptaline karar verdi.

Anayasa Mahkemesi 2024/157 E., 2025/121 K. Sayılı 3/6/2025tarihli kararı ile (KARAR) 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna hükmetmiştir.

I. İptali İstenen Kanun Hükmü ve Başvuru

Adana 6. İş Mahkemesi, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali için başvurmuştur.

İptali İstenen Hüküm:

Kanunun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrası, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı halinde, işe iade talebiyle arabuluculuğa başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmalarını ve iradelerinin birbirine uygun olmasını aramaktadır.

II. Esasın İncelenmesi ve İtiraz Gerekçesi

1. Kanun Hükmünün Kapsamı

  • Tanım: 4857 sayılı İş Kanunu'na göre, asıl işveren, işçiyi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi; alt işveren ise asıl işverenden iş alan ve işçilerini o işte görevlendiren kişidir. Alt işveren, işe aldığı işçilerin asıl işverene karşı olan işçilik haklarından, kanun, sözleşme veya toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden asıl işverenle birlikte sorumludur.
  • Dava Şartı Arabuluculuk: İşe iade, tespit, tazminat ve alacak davaları dahil olmak üzere işçi veya işveren alacağı talebiyle açılan ilgili davalarda arabuluculuğa başvurulması dava şartı olarak düzenlenmiştir.
  • Arabuluculuk, uyuşmazlıkların çözümü için tarafsız ve bağımsız üçüncü kişinin katılımıyla yürütülen alternatif bir çözüm yöntemidir.
  • Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisinde Zorunluluk: İptali istenen kural, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı halinde işe iade talebiyle başvurulduğunda, işverenlerin bir ay içinde bu durumu bildirmesi ve asıl işveren ile alt işverenin birlikte arabuluculuk sürecine katılmasını zorunlu kılmaktadır.

2. İtirazın Gerekçesi (Adana 6. İş Mahkemesi)

Başvuran Mahkeme, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğunu iddia etmiştir:

  • İşe iade talebiyle yasal zorunluluk gereği arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı niteliği taşıdığı belirtilmiştir.
  • Kural, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığını araştırma külfetini işçiye yüklemektedir.
  • İşçinin, hukuki ilişkinin tespitindeki zorluklar nedeniyle, arabuluculuk başvurusunu her iki işverene karşı birlikte yapmaması halinde, davanın dava şartı yokluğundan reddedilme riski doğmaktadır.
  • Bu durumun, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyetine (mahkemeye erişim hakkına) müdahale oluşturduğu ileri sürülmüştür.

III. Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmesi (Çoğunluk Görüşü)

Anayasa Mahkemesi, kuralı Anayasa'nın 13. maddesindeki Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması ve 36. maddesindeki Hak Arama Hürriyeti kapsamında incelemiştir.

1. Mahkemeye Erişim Hakkının Sınırlandırılması

Anayasa'nın 36. maddesi herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğunu belirtir. Dava şartı olarak arabuluculuk, mahkemeye erişim hakkını sınırlayan bir tedbirdir.

2. Ölçülülük İlkesi Yönünden İncelenme

Sınırlamaların Anayasa'nın 13. maddesi gereği ölçülülük ilkesine (elverişlilik, gereklilik ve orantılılık) uygun olması gerekir.

  • Kuralın Amacı: Kuralın temel amacı, işe iade talepli davalarda asıl işveren ile alt işveren arasında ortaya çıkabilecek hukuki taraf sorununun (davada kime karşı dava açılacağı sorunu) önüne geçmek ve arabuluculuk sürecinde işverenlerin katılımını sağlayarak çözüme katkıda bulunmaktır.
  • Orantılılık Sorunu: Kural, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığını tespit ederek arabuluculuk sürecini birlikte yürütmesini zorunlu kıldığı için, işe iade talebinde bulunan işçiye katlanamayacağı bir külfet yüklemektedir.
    • İşçi, çoğu zaman asıl işveren-alt işveren ilişkisinin hukuki niteliğinden haberdar olmayabilir.
    • Bu durum, işçi için, ilişkinin varlığını araştırma, hem alt işverene hem de asıl işverene karşı arabuluculuk başvurusu yapma ve sonrasında dava açma zorunluluğu getirmektedir.
    • İşçinin bu karmaşık hukuki ilişkiyi tespit etmedeki zorluğu nedeniyle, davanın sırf arabuluculuk şartı yerine getirilmediği için reddedilme tehlikesi bulunmaktadır.

Mahkeme, kuralın amacının kamu yararı sağlasa da, işçinin mahkemeye erişim hakkından yararlanmasındaki bireysel yarar arasında makul bir denge kurulamadığı, dolayısıyla ölçülülük ilkesini ihlal ettiği sonucuna varmıştır.

IV. Hüküm

Anayasa Mahkemesi, 12/10/2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrasının Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğuna karar vererek İPTALİNE hükmetmiştir.

Üye Ömer ÇINAR karara karşı oy kullanmıştır.


V. Karşı Oy Gerekçesi (Ömer ÇINAR)

Karşı oy kullanan Üye Ömer ÇINAR, kuralın Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olmadığını ve iptal edilmemesi gerektiğini savunmuştur.

  • Taraf Sorununun Önlenmesi: Kuralın temel amacının, asıl işveren-alt işveren ilişkisi söz konusu olduğunda yargılama aşamasında ortaya çıkabilecek taraf sorununun (yanlış tarafa dava açma) önüne geçmek olduğu belirtilmiştir. Bu, yargılamanın uzaması riskini ortadan kaldırmaktadır.
  • Dar Yorumlanması Gereği: İptale konu fıkranın, "anlaşmanın gerçekleşebilmesi" ifadesini içermesine rağmen, arabuluculuk görüşmesi sonunda anlaşma sağlanamaması halinde dahi arabuluculuğa başvurmanın gerçekleşmiş kabul edilmesi gerektiğini savunmuştur.
  • İşçiye Yük Olmadığı: İşçinin asıl işveren-alt işveren ilişkisinden haberdar olmadığı durumlarda, sırf arabuluculuk başvurusunda bulunmadığı için davanın reddedilmesinin bir hak kaybına yol açmayacağını, çünkü işçinin iki haftalık süre içinde yeniden arabuluculuğa başvurarak dava açma imkanı bulunduğunu belirtmiştir.
  • Ölçülülük İlkesine Uygunluk: Kuralın, kamu düzeni ve hukuki güvenliği sağlamaya yönelik meşru bir amaca hizmet ettiği ve Türk Borçlar Kanunu'ndaki müteselsil sorumluluk hükümleri dikkate alındığında, sınırlamanın ölçülülük ilkesine aykırı olmadığını ifade etmiştir.

Bu karar, mahkemeye erişim hakkına getirilen kısıtlamaların, özellikle de hukuki ilişkinin net olmadığı durumlarda işçiye yüklediği araştırma ve birlikte başvuru zorunluluğunun, Anayasa'nın öngördüğü ölçülülük ilkesini ihlal ettiğini göstermektedir. Zorunlu arabuluculuk bir köprü gibi olsa da, bu kararla, köprüden geçiş ücretinin (yani yerine getirilmesi gereken şartların) vatandaşın taşıyabileceği makul bir yükte olması gerektiği hükme bağlanmıştır.